TUZLA TERSANELERİNDE ÖLÜMLER SÜRÜYOR

Tarih: 
21 Mayıs 2008
Sayı No: 
38

Uykusuz'un ikinci sayısından bu yana, Tuzla'da yaşanan ve başlıca sorumlusu tersane sahiplerinin kar hırsı olan ölümlere dikkat çekmeye çalışıyoruz. O günden bugüne bizimle beraber bir çok yayın Tuzla'da yaşanan ölümlerin üzerine eğildi, konu meclis gündemine dahi taşındı, bir komisyon dahi kuruldu ama hiçbir şey değişmedi.

Son olarak geçtiğimiz hafta, tam da meclis heyetinin Tuzla'yı ziyareti ertesinde kısa aralıklarla iki işçi hayatını kaybetti.

 Yaşanan ölümleri "normal" olarak nitelendiren, "baret eksikliğine", "işçilerin eğitimsizliğine" bağlayanların herkesten gizledikleri çok önemli bir gerçek vardı. Ölümlerin asıl sebebi, artan siparişlere yetişebilmek için işçilerin gece gündüz demeden çalıştırılması ve kar marjını yüksek tutmak için gerekli önlemlerin alınmamasıydı.

Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu Üyesi Aslı Odman, şu sözlerle isyan ediyordu:

"Tuzla Komisyonu olarak Desan Tersanesi’nde Mart ayında gerçekleştirdiğimiz bağımsız inceleme çerçevesinde ve bu tersanede çalışan taşeron işçilerin yaklaşık %17’sini kapsayan anketlerin sonucunda, tersanede çalışmadan önce tarım ile uğraşan, yani meslekten köylü olan bir adet bile işçiye rastlamamıştık. Buna karşın daha önce başka sanayilerde çalışana da (Otosan, Metalurji, Türk Henkel), 2001 kriziyle iflas edip Doğu’nun şehirlerinden göç eden eski esnafa da, eskiden hizmetler sektöründe çalışana da rastlamıştık. Bu ‘eğitimsiz’, ‘köylü’, daha doğrusu ‘eğitimsiz=köylü işçiler’ kavramı ‘doğruyu yamultma’ anlamında ‘ideolojik’ değildir de nedir? Günay Akarsu elektrikçi ustasıydı, Ruhiye’nin eşi İbrahim Levent 16 yıllık kaynak ustasıydı, o da patlamada öldü. En son Tuzla Tersaneler Bölgesi’nin en güçlüsü olan Sedef Tersanesi’nde ölen Ali İhsan Çam da deneyimli bir işçiydi. Nereden çıkıyor bu ‘eğitimsiz işçiler’ lafzı? Nereden kaynaklanıyor bu çarpıtma?"

Sorun işçilerin eğitimsizliği ya da baret takmaması değil (ki kazalarda işçilerin üzerine düşen en küçüğü 3-5 tonluk sac parçalarından koruyacak bir baret henüz icat edilmemişti). Sorun kar hırsıyla gözlerini karartan tersane sahiplerinin, artan siparişlerini yetiştirmek için işçileri gece gündüz demeden, çalışma şartlarını iyileştirmeye ve kendilerini denetime açmayı kabul etmeden, “ölümüne” çalıştırmasından ileri geliyor. Ekonomik krizlerden, kapanan işyerlerinden sonra kendilerine ancak Tuzla’da iş bulabilen 30 YTL yevmiyeli işçiler birbirine soruyor: Tuzla’dan sonra hayat var mı?