TARKAN SEVGİLİSİ BİLGE’DEN AYRILINCA, HEMEN BAŞKA BİR “BİLGE” BULDU: NURİ BİLGE CEYLAN.

   Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’daki ödül töreninde söylediği, “Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum.”  cümlesi bir anda filmlerinin de, ödülünün de önüne geçti. Tüm ülke olarak böyle bir cümle bekliyormuşuz. Bu cümlede geçen  “Güzel” kelimesindeki ferahlık ve “Yalnız” kelimesindeki nereye vardığı tam belli olmayan politik içerik, güzel bir karışım sundu bizlere.  Cümlenin ferahlığı, taze bir esinti gibi bunalan suratlarımızı yaladı geçti. Bunu, ana haber bülteni sunan abilerimizin haberi verirken, bu taze esintiyle yalanmış yüz ifadelerinden anladık.  Bu cümlenin içinde “1 milyon Ermeni” gibi deşerek ilerleyen bir Orhan Pamuk havası yoktu. Havada asılı duran bu cümleyi isteyen alıp göğsünde yumuşatarak, nefis bir pasla istediği yere gönderebildi. Mahalle arasında oynamaktansa, geniş bir sahada oynamak hepimize iyi geldi.  “Güldürürken düşündüren” gibi artık eskimiş bir kalıbın yanında yepyeni bir kanal açtı bizlere bu cümle: “Ferahlatırken düşündürmek”.  (Bu, ‘bir şey yaparken başka bir şey yapan’ kalıbındaki cümleler mahvımıza sebeptir aslında. Dikkat edelim.) Cümleyi sarf eden kişinin statüsü de çok önemli elbet. Mesela, ‘kilim desenli solcu’ bir arkadaşımız bir konserinde, “Yasak(h)lı ama güzel ülkemin güzel insanları” deyip vursaydı sazının tellerine aynı ferahlığı hissedemezdik. Neresinden baksak güzel bir cümle bu. Nuri Bilge Ceylan, bu cümlesiyle, toplumun her kesiminde filmlerinden daha çok ilgi görecek bir kısa metraj çalışmaya imza atmıştır.

     İşte bütün bu güzellikleri erkenden fark eden akıllı popçu Tarkan, geçenlerde şöyle bir cümle kurdu konserinde: “Allah'ım beni bu ülkede yaşattığın için sana teşekkür ediyorum." Tarkan gerçekten akıllı bir insan, Nuri Bilge Ceylan’ınkine benzer bir cümleye “Allah” katkısıyla dini motif yerleştirerek nasıl da arttırıyor ‘alım gücü’nü. Bu cümlenin, o cümleyle ne ilgisi var demeyin. Emin olun Tarkan bu havaları iyi bilir. Gün gelir elit bir etki için dünya müziğiyle yoğrulur, gün gelir bir Türk Sanat Müziği şarkısıyla kalbimizi yoğurur. Çişi gelince, sıkıştığını kameraların önünde söyleyecek kadar çocuk; dans ederken seksi bir erkek; “Karma”, “Metamorfoz” gibi albümler çıkarırken derin bir filozof; TRT’den yılbaşında 750 bin dolar alırken işbilir bir ticaret adamıdır. Samimiyeti hesaplıdır. İnsanlarla ilişkisi spontane değil bir program dahilindedir.   Bu cümle de o programın yazılı metinlerinden biridir.  Bilge bir insan olarak Bilge’den Bilge’ye koşar. Star olmanın bilgisidir bu…      

Fırat Budacı Çar, 04/06/2008 - 14:55