Fırat Budacı

Fırat Budacı kullanıcısının resmi

1976’da Denizli’de doğdu. 1993 yılında diş hekimliği okumak için İzmir’e taşındı. Üniversite sonrası asteğmenlik görevi için Ankara’ya taşındı. Askerlik sonrası, diş hekimliğini tecrübe etmek için İstanbul’a taşınd... (devamini oku »)

O GÜNLERİ ÇOK MU ÖZLÜYORSUN KEMAL?

Eski milli boksörlerden olan Ardahan Emniyet Müdürü Kemal Sonunur, Avrupa Birliği Uyum yasaları öncesinde çok sayıda ‘hırsız’ ve ‘ırz düşmanı’nı “ayarlı yumrukları”yla dövdüğünü söyleyerek, “Eskiden hırsızı dövüyordum. Şimdi ise suçunu itiraf etmesi için ricada bulunuyoruz. O da ricamızı kırmayarak söylüyor” dedi.

      Bu açıklamayla  “Ayarlı Yumruk” ismi verilen yepyeni bir yumruk çeşidiyle tanışıyoruz. “Yumruk” ‘adam etmek’ için kullanılan bildiğimiz yumruk. “Ayarlı” ise bu yumruğun, milli boksör olmak sebebiyle teknik olarak dengelenebildiği ve bir ringde değil de devlet içinde atıldığından etkisi azaltılarak meşrulaştırıldığı bir sıfatı temsil ediyor. Peki, neden bize yumruğunu konuşturduğu günleri anlatıyor Kemal, daha da önemlisi anlatırken neden bu kadar rahat? Eski bir pehlivana benzeyen Emniyet Genel Müdürü Celalettin Cerrah’ın ona sağladığı ‘ruhsal rahatlık alanı’ var bir kere. İkincisi de yumruklarının devletimiz yararına bir hizmet çeşidi olduğunu düşünüyor Kemal. Yumruğu devleti için attığını düşündüğünden yumruklarından eski günlerin sevimli anıları gibi rahatça bahsedebiliyor. Bu rahatlığını görünce (pişkinlik de denebilir), bugünlerde zanlıların suçunu itiraf etmesi için kullandığı‘rica yöntemi’nden şüpheye düşmemek için hiçbir sebep yok. Bu ricalar sırasında yumrukların hala aradan kaçması mümkün gözüküyor. ‘Güzel günlerdi’ tonlamasıyla bahsettiğine göre eminiz kaçıyor. Zaten fotoğraftan da seziliyor bir ‘kaçak yumruk’ havası… devamını oku »

Fırat Budacı Çar, 08/27/2008 - 10:54

“ÇOK GÜZEL MANDALİNA LİKÖRÜM VAR İÇER MİYİZ?”

fethi naci

   Fethi Naci’nin ölümünden sonra bilumum edebiyat dergisinde yazılar yayımlandı. Bu sabah erken saatlerde, daha gözlüğümü bile takmamışken bir kitap ekinin kapağında ismini gördüm. “Göz gezdirmek” ya da “karıştırmak” denilen ne idüğü belirsiz eylemi yapayım derken, 2-3 dakika içinde hararetle okumaya başladım. Kısa sürede, sabah isteksizliğiyle uyuşmuş vücudum, akşamüstü bira isteyen bir vücudun sabırsız hareketlerini sergilemeye başladı. devamını oku »

Fırat Budacı Per, 08/07/2008 - 11:36

MODERN BİŞİ İYİDİR.

    Beyoğlu’ndaki sokak çalgıcılarının, alkol sayesinde sosyallik damarı açılmış insanlardan ve şehre yeni gelmiş turist kıvamındaki “şaşıran insan”lardan para kazanması alıştığımız bir görüntüdür. Tellerin dövülerek, akortların felç edilerek çalındığı bu şarkılara, metroyla beraber kemanla, yan flütle çalınan nefis melodiler eklendi. Haluk Levent ve Cem Karaca’nın sokakta dolaşan hayaletlerini yeryüzünde dinlemek zorunda kalırken, yeraltına indiğimizde çalınan şarkılar yumuşamaya ve şehir insanına kendini daha iyi hissettirecek bir huzuru çağırmaya başladı.

    devamını oku »

Fırat Budacı Çar, 07/02/2008 - 12:36

"BİR FOTOĞRAFIN ARABI"

 

"O zaman onlara ne diyeceksiniz? Tüm iktidar kaynaklarını, tüm eleştiri imkanlarını ellerinde tutarlar, ama yerlerini merciden merciye öyle bir hızla değiştirirler ki, onları suçüstü yakalamak asla mümkün olmaz. Evet, hiç kuşku yok ki yenilmezler, yenilmez oldular, yenilmez olmalarına ramak kaldı, kendilerini yenilmez sandılar."     BRUNO LATOUR

Fırat Budacı Cts, 06/07/2008 - 10:58

TARKAN SEVGİLİSİ BİLGE’DEN AYRILINCA, HEMEN BAŞKA BİR “BİLGE” BULDU: NURİ BİLGE CEYLAN.

   Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’daki ödül töreninde söylediği, “Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum.”  cümlesi bir anda filmlerinin de, ödülünün de önüne geçti. Tüm ülke olarak böyle bir cümle bekliyormuşuz. Bu cümlede geçen  “Güzel” kelimesindeki ferahlık ve “Yalnız” kelimesindeki nereye vardığı tam belli olmayan politik içerik, güzel bir karışım sundu bizlere.  Cümlenin ferahlığı, taze bir esinti gibi bunalan suratlarımızı yaladı geçti. Bunu, ana haber bülteni sunan abilerimizin haberi verirken, bu taze esintiyle yalanmış yüz ifadelerinden anladık.  Bu cümlenin içinde “1 milyon Ermeni” gibi deşerek ilerleyen bir Orhan Pamuk havası yoktu. Havada asılı duran bu cümleyi isteyen alıp göğsünde yumuşatarak, nefis bir pasla istediği yere gönderebildi. Mahalle arasında oynamaktansa, geniş bir sahada oynamak hepimize iyi geldi.  “Güldürürken düşündüren” gibi artık eskimiş bir kalıbın yanında yepyeni bir kanal açtı bizlere bu cümle: “Ferahlatırken düşündürmek”.  (Bu, ‘bir şey yaparken başka bir şey yapan’ kalıbındaki cümleler mahvımıza sebeptir aslında. Dikkat edelim.) Cümleyi sarf eden kişinin statüsü de çok önemli elbet. Mesela, ‘kilim desenli solcu’ bir arkadaşımız bir konserinde, “Yasak(h)lı ama güzel ülkemin güzel insanları” deyip vursaydı sazının tellerine aynı ferahlığı hissedemezdik. Neresinden baksak güzel bir cümle bu. Nuri Bilge Ceylan, bu cümlesiyle, toplumun her kesiminde filmlerinden daha çok ilgi görecek bir kısa metraj çalışmaya imza atmıştır. devamını oku »

Fırat Budacı Çar, 06/04/2008 - 11:55

ARKADAŞLARA ÖZENMEK

...

Fırat Budacı Cts, 05/24/2008 - 09:39

"BAŞI KESİLECEK TÜRK"

Suudi Arabistan'da, Allah'a küfretmekle suçlanan ve idam cezasına çarptırılan Türk berberi kurtarmak için Hürriyet gazetesi bir kampanya başlattı. Kampanyanın ismi: “Başı kesilecek Türk’ü kurtarma kampanyası” Gazete, okurlarından Abdullah Gül’e gönderilmek üzere şu metin için “gönder” butonuna tıklamasını istiyor:

“Şu anda Suudi Arabistan’da karanlık bir hücrede bir Türk başının kesilmesini bekliyor…
O Türk berber, "Allah'a küfretti" iddiasıyla ölüm cezasına çarptırıldı. Savunmasını almadılar.
Dinlemediler. Avukat vermediler. devamını oku »

Fırat Budacı Çar, 05/21/2008 - 13:30