Hocam biraz ayıp olmadı mı?
Lilja 4-ever / Daima Lilja isimli filmi çok değil yakın zaman önce sinemalarımızda seyretme fırsatı bulduk. Kendi payıma seyrettiğimde boğazıma bir şeyler düğümlenmiş, bir kaç vakit kendime gelememiştim. Film 16 yaşındaki bir kızın nasıl uluslararası fuuhuş ağının eline düştüğünü anlatıyordu.
Cinsel kölelik denen bir olguydu işlenen ve fahişelik yapmaya zorlanan genç kadınların hangi yollarla tutsak edildikleri son derece çarpıcı birşekilde ortaya konmuştu.
Meselenin esasen iki ayrı yüzü vardı. Vatandaşlarının hayatının hemen her anını kontrol edip planlayan bir sistemden, ansızın vatandaşlarının bir tekini bile umursamayan vahşi ve acımasız bir sisteme adım adım atan, normalleşme ya da sistem değişikliği sürecinde milyonlarca evladını harcayan Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde kimi zaman salt karnını doyurabilmek, kimi zaman çevresinde ansızın oluşuveren büyük zenginliğe bir parça olsun yakın olabilmek amacıyla kandırılan, pasaportlarına el konulan ve geçmişin en güçlü istihbarat örgütlerinden biri olan KGB'nin eski ajanları tarafından pazarlanan kadınlar her biri kişisel bir dramı yansıtmanın yanında ayrıca sisteme ilişkin, dünyayave ülkelerine ilişkin çok önemli bir facianın da göstergesiydi.
Haddim olmayarak evvela bu eski KGB ajanları için "kapısız leventler" benzetmesi yapmak istiyorum. İşte bu "kapısız leventlerin" kontrolünde her yıl binlerce kadıın pasaportları dünyanın çeşitli ülkelerinden muhabbet tellalları arasında el değiştiriyor, alınıyor, satılıyor.
Bu sabah gazetede okuduğum bir haber ise konuya geçerliliği şüphesiz olan bir yönden ama sadece o yönden yaklaşan bir profesörümüzden bahsediyor. Kendi kafasından Türkiye'de çalıştırılan her yabancı uyruklu hayat kadının kendi ülkesine ayda bin dolar gönderdiğini hesaplayan profesörümüz bakın şu cümleleri kurmuş: "Ayda 50 milyon dolar, yılda 600 milyon dolar yapıyor. 600 milyon dolar ne parası ödüyoruz dışarıya? O... parası yolluyoruz"
Sayın profesörümüzün iddialarını hangi etüde dayandırdığını, bu "abi elektriği ne suyuna da ayda 1000 YTL desen" tipi hesaplarını hangi verilerden yola çıkarak ortaya koyduğunu bilmiyorum. Bunları bir panelde söylemiş, bir bilim adamı olarak en yakın zamanda bu tebliğini bir makale haline getirecek, orada da bu rakamların kaynağını gösterecektir diye umuyorum.
Ama koskoca ekonomi profesörüne "o... parası" demek, başka bir ülkenin evlatlarının önemli bir kısmını hayat kadını ilan etmek ne derece yakışıyor, ondan emin değilim. Umarım bu bilgiler ışığında yayınlayacağı makalenin başlığı "O... parasının cari açığa olan etkileri" olmaz.
Ha resim niye Ian Curtis? Elbette Joy Division grubuna atfen. İkinci dünya savaşında seks kölesi olarak kullanılan savaş esirlerinin bulunduğu "birliği" tanımlamak için kullanılan "Joy Division" tamlamasını, grubuna isim olarak koyduğu, otuz yıl önce yaşanmış acıları hala ruhunda hissettiği için efendim. Hali hazırda yaşanan acıları "cari açık!" diye yorumlayan profesörlere nazire olarak. Bir vatanın evlatlarına "O..." diyen bir adamın resmini de görmek istemezdiniz herhalde sabah sabah...
