Sonunda Taksim - 1: 1989-1995
32 yıl sonra oradaydık. Yüz binin üzerinde işçi ve eylemci, 1 Mayıs’ı, şarkılarla türkülerle, dövizlerle pankartlarla; Taksim Meydanında kutladı. 1 Mayıs 2010, yalancının yatsısıydı, 1 Mayıs 2010 gününde yalancının mumu söndü.
İşçilerin ve eylemcilerin, Taksim’de son bulan uzun yürüyüşü 1989’da başladı. 1989’da, Taksim’e çıkmakta ısrar eden eylemcilerden Mehmet Akif Dalcı, bir trafik polisinin silahından çıkan kurşunla, “orantılı güç kullanımının” örneklerinden biri olarak hayatını kaybettiğinde.
1989-1995: İlk adımlar
1 Mayıs 1989’da 50 kişi yaralandı, 400 kişi gözaltına alındı. Dönemin İstanbul Valisi Cahit Bayar’ın “biz ateş emri vermedik” açıklamasına rağmen, görgü şahitleri Tarlabaşı’nda bir sivil polisin “Ateş Edin!” şeklinde emir verdiğini ve bu emirle birlikte trafik polislerinin dahi yaylım ateşi açtıklarını kaydetti. Mehmet Akif, işte bu emirle hayatını kaybetti.
1 Mayıs 1989’da Mehmet Akif Dalcı, 18 yaşındaydı.
1 Mayıs 1990’da polisin gözaltı performansında gözle görülür bir artış vardı. Bu kez sadece işçiler değil, aynı zamanda gazeteciler de coplandı, günün sonunda 2240 kişi gözaltındaydı ve olay yerinden kaçarken polis kurşunuyla yaralanan İTÜ öğrencisi Gülay Beceren felç olmuştu.
Bir sonraki yıl, 1 Mayıs 1991’de gözaltı sayısı 500’dü. Yavaş yavaş toplumsal bir ayrışma yaşanmaya başlamış, sokaklardaki göstericilerin “işçi değil, provokatör olduğu” yollu söylem, basına da sirayet etmişti. Anlaşılan o ki, 1 Mayıs’ı sadece fabrikalarda, bordrolu olarak çalışanların kutlayabileceği şeklindeki saçma sapan söylemin temelleri o yıl atıldı.
1992’de farklı bir hava vardı. Bir buçuk dönem süren ANAP iktidarı, yerini DYP-SHP koalisyonuna bırakmış, İktidar ortağı SHP’nin milletvekilleri Taksim anıtına bizzat bırakmıştı emeğin sembolü karanfilleri. Yine de bu yumuşama Taksim’de miting yasağını sona erdirememişti. Günün sonunda toplam gözaltı sayısı 50’ydi.
1993 yılında DİSK Pendik’te, Türk İş Çağlayan’daydı. Anlayacağınız Taksim meydanı işçiye yine kapalıydı. Ama olaysız bir 1 Mayıs gerçekleşti. DİSK’in Pendik’teki mitinginde, belki de ilk kez Anarşistler, Anarko Feministler gibi özgürlükçü gruplar da az sayıda taraftarla da olsa miting alanındaydı. Ancak Anarşistlerin, daha sonra ÖDP tarafından da kullanılacak olan Yaşasın Aşk Yaşasın Devrim pankartı, miting alanına sokulmadı örneğin. Yine de olaysız, sakin geçen bir 1 Mayıs oldu. Tıpkı daha sonraki 1994 ve 1995 1 Mayıs’ları gibi. Hatta 1994 1 Mayıs’ından sonra Milliyet gazetesinde Altan Öymen, bugün sıkça duyduğumuz açıklamalarla hayli benzer şeyler söylemişti: “(…) şu kanıtlandı: Uluslararası “işçi bayramı”nın Türkiye’de de, başka birçok demokratik ülkede olduğu gibi barış içinde kutlanması mümkündür.”