Kıramadık Rekoru!
<!--[if gte mso 9]>
Bir dernek. İsmi tek başına kötü bir kelime esprisi. Düşün Taşın Derneği. Derneği kimin kurduğu, yönetiminde kimlerin bulunduğu internet sitesine girenler için bir muamma. Derneğin resmi sayfalarında sadece “destekte bulunacağını beyan eden” (ki bu, akademik camiamızda genellikle kılını kıpırdatmamak demektir) danışma kurullarının isimleri yazılı.
Ne yapıyor bunlar, neden bu kadar düşünüp taşınıyor diye soracak olanların merakını gidermek için hemen söyleyelim; arkadaşlar Türkiye’deki kitap okuma alışkanlığının durumundan rahatsız (ki bunda sonuna kadar haklılar), bunu değiştirmek için çalışmalar yürütmeye kararlı.
Hmm. Peki, nedir o çalışmalar derseniz, işte zurnanın zırt dediği yer de orası. Sayfalara şöyle bir göz gezdirdiğimizde, “50 kişi bir araya gelerek İETT otobüsünde İstanbul’u dolaşarak kitap okudu.” İfadesini görüyoruz. Tebrikler. Tahsis edilmiş bir otobüse doluşup kitap okuyarak İstanbul’u gezen arkadaşlar, bu eylemlerinin (ki bu düzenledikleri 36. etkinlikmiş) ardından, bir alışveriş merkezinde yine toplu halde kitap okumuşlar.
Ama derneğin büyük bombası, 13 Haziran Cumartesi günü Ali Sami Yen Stadında gerçekleşti. Kendi iddialarına göre sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Sayın Hayrunisa Gül’ün sayın himayelerinde, dünya maskaralık ve şaklabanlık vakfı mütevelli heyeti kıvamındaki Guinness Rekorlar Kitabı denetiminde bir önceki yine maalesef bize ait olan saçma sapan bir rekor denemesine girişildi.
Kuzey Kore askeri bayramı niteliğindeki, protokol konuşmalarıyla “renklendirilmiş” programa İstanbul Valiliği, Bayrampaşa Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü destek olurken, tuzluk bende diye koşturarak gelmiş Sayın Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu da değerli zamanının bir kısmını anlamlı bir konuşma yapmak için harcadı. Konuşmasında özeleştiri yapan Sayın Nimet Çubukçu, eğitim sisteminin gençleri kitap okumaktan soğuttuğunu itiraf etti. İtirafçı Bakanın bu özeleştiriyi getirdiği rekor denemesine katılan binlerce öğrenci, bizzat aynı Bakana bağlı olan İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen yazıyla, rızaları hilafına orada bulunuyordu. Hepimiz daha önce ortaokula liseye gittiğimiz için gayet iyi biliyoruz ki zorla, emirle “Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın eşi Sayın Hayrunisa Gül’ün himayesinde rekor kırmak üzere” tatil günlerinde Ali Sami Yen stadına doldurulan öğrencilerin birçoğu içlerinden en yaratıcı ve seri küfür rekorlarını arka arkaya kırıyordu. Neyse. Daha önce eğitim sisteminin kitap okumaktan soğuttuğu binlerce öğrenci, bir tatil günü, altındaki motivasyonun ruh hastalıkları mütehassısları tarafından muhakkak incelenmesi gerektiğini düşündüğüm saçma sapan bir rekor denemesi için okullara gönderilen emirle hazır bulundular.
Rekor denemesi, askerliğini yapmış olanlar için tanıdık bir emir ifadesi olan “KİTAP OKUNACAAAAK! OKU!” diye mi başladı bilmiyorum ama tam da bu noktada, bu ulvi amaç için birçok kurumu, devletin Bakanını ve daha fenası binlerce küçük öğrenciyi seferber eden derneğin rekor denemesi için seçtiği kitaptan da bahsetmeli. Binlerce öğrenciye dağıtılan kitap, Mümin Sekman isimli bir arkadaşın “Her şey seninle başlar” isimli kitabıymış.
Peki, Sayın Milli Eğitim Bakanımızın da hazır bulunduğu böylesine ulvi bir amaç taşıyan söz konusu etkinlik için binlerce edebiyat klasiği arasından sıyrılarak gelen bu kitabın yazarı kim? Çok can alıcı bir soru doğrusu. Ben de merak ettiğim için Google’a bir sorayım dedim. Ama o da nesi?
Binlerce öğrencinin tatil gününde evinden zorla getirtilerek oynatıldığı bu sakil tiyatroda okunan “Her şey seninle başlar” kitabının yazarı Mümin Sekman, bir edebiyatçı, bir şair, bir yazar değil; “kişisel gelişim uzmanı”. Kendisi bu “uzmanlık” titrini nereden almış bilmiyoruz. Zira kişisel gelişim yalancı bilim (pseudoscience) olduğu için bildiğim kadarıyla en tırt üniversiteler bile bir kişisel gelişim kürsüsü, bölümü açmış değil. İşte bunu öğrendiğim an, bilgisayarın önünde ayağa kalkıyorum bir iki dakika süreyle kesintisiz olarak bütün bu tiyatroyu alkışlıyorum. Çünkü yemek iyidir, muhakkak bir şeyler yememiz gerekir ama hiçbirimiz oturup çöp yemiyoruz. Zararlı. Zehirleniriz. Dolayısıyla kitap okumak iyidir ama bunu vurgulamak için de binlerce öğrenciye zorla çöp okutmak, binlerce öğrenciyi zihinsel zehirlemeye teşebbüstür. Teşebbüsün nevi’ne, bu olaya bakacak bir mahkeme, çocukları kitabı okuduktan sonra inceleyerek karar verebilir. Tam teşebbüs mü, eksik teşebbüs mü diye.
Sayın Hayrunisa Gül’ün “himayesinde” gerçekleşen bu etkinlikle gerçekten ne kadar alakası var bilmiyorum. Ama Bakan Çubukçu, koşa koşa gitmiş, bir de konuşma yapmış. Hiç mi bilmiyormuş bu kitabın dağıtılacağını? Ha nedir? Söz konusu şahıs, “aslansınız, kaplansınız, siz her şeyi yaparsınız” minvalli konuşmalar yaptığı, “eğitim” denen motivasyon şovlarından sonra katılan herkese bedava dağıtıyor zaten kitabı, internette sağa sola biraz baktım, sadece sembolik bir fiyata satılmasına rağmen neredeyse hiç kimse cebinden para çıkartıp vermiş değil kitaba. Adam kitabı bedava veriyor diye, Milli Eğitimin zoruyla orada toplanan binlerce öğrencinin, sayın Cumhurbaşkanının sayın eşi Sayın Hayrunisa Gül’ün, valiliğin, bir ilçe belediyesinin ve de Milli Eğitim Bakanının böylesine bir reklamda kullanılması size çok mu normal geliyor?
Düşün taşın derneği, neticede bir sivil toplum kuruluşudur, kamu kaynaklarından yararlanmadığı takdirde ne bana, ne de üyesi, denetçisi olmayan herhangi birine hesap verme zorunluluğu yoktur. Ama kusura bakmayın, oraya zorla getirilen binlerce öğrenciye vermeniz gereken bir hesap var. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır ki, binlerce öğrenciyi zorla toplayıp dünyanın en abur cubur, kâğıt ziyanı, saçmalık deryası kitap müsveddelerinden birini “okumayı sevsinler” diye ellerine veriyorsunuz?
(bkz: Aç Parantez: Kişisel Gelişim Dünyası ve Gerçekler)
Parantezi kapa ve sadede gel. Milli Eğitim Bakanı derhal zorla tatil günleri gasp edilen binlerce öğrenciden özür dilemelidir. Ha daha ideal bir dünyada, eğer zorla çocukların getirilmesini zatıâlileri emrettiyse kendisinin yok il ve ilçe mili eğitim müdürleri emrettiyse o müdürlerin derhal görevden alınması gerekmektedir. Düşün taşın derneği “kitap okuma alışkanlığı” konusunda duyarlık uyandırmak, farkındalık sağlamak istiyorsa bunu elbette dilediği gibi yapabilir, ister Guinness’e başvurur, ister onun amcaoğlu Ripley’in İster İnan İster İnanma adlı freak-show’una. İsterse gider Flash TV’ye Yalçın Abi’ye dert yanar isterse Güzin Abla’ya mektup yazar. Ama dernek de ama bilgileri dâhilinde ama değil, maskaralık kitabına adını yazdırmak için Milli Eğitimin çocukların tatil günlerini gasp etmesine bir son vermelidir. Eskisi gibi otobüse binip gezsinler ya da gerçekten gönüllü bulduktan sonra dilerlerse olimpiyat stadında gerçekleştirsinler bu işi. İşte o zaman istedikleri kitabı yüksek sesle hep beraber okuyabilirler.
Ha bu arada, bir kişinin stadın ortasında bir satır okuması ve on dört bin kişinin aynı anda yüksek sesle o satırı tekrar etmesi “okumak” eylemiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir şeydir, olsa olsa mukabele denir buna.
Gerek Düşün Taşın Derneğini gerekse sayın Milli Eğitim Bakanımızı “bir oturuşta kamyon yiyen adam” “arka arkaya en çok gaz çıkartan terbiyesiz”, “dünyanın burun deliğinden çıkartılan en uzun spagettisi (19cm)” gibi maddelerin arasında yer alma çabalarından dolayı tebrik ediyor, başarısız oldukları için samimi üzüntümü bildiriyorum. Bir daha ki sefere inşallah diyorum. Hemen “ağzına en fazla yolan sokan adam” maddesinin altında kalıcı bir yer edinmelerini temin ediyorum.